Sünnete göre nafilenin rekâtları şunlardır:

İbadet

 

Nafile namaza başlamak seçime bağlı olduğu için onun rekâtlarının sayısı da -bir sınırlama olmaksızın- serbesttir. Bu konuda şeriattan bir yasak gelmediği gibi Hz. Peygamberin belirli bir rekâtla sınırlaması şeklinde bir emir de gelmemiştir. Sünnete uymak, daha iyi ve daha doğrudur. Rekâtları serbestçe belirlemeyi onaylasak bile, ‘hayırlı olmak’ koşuluyla bir (müçtehit tarafından ortaya konmuş) alışkanlığa bağlanmayı yeğleriz. Çünkü iyilik, uymadadır. Uymak ise kendiliğinden bir şey ortaya koymasına göre kula ve mertebesine daha uygun ve daha layıktır. Çünkü adet koymak ve alışkanlık geliştirmede bir çeşit efendilik ve öne geçme (duygusu) vardır. Hz. Peygamber’e sünnet yapacağı şeyleri sünnet yapmak emredildi ve bu meyanda şöyle derdi: ‘Size bıraktıklarımla yetininiz.’ Böylece soru sorulmasını istememiş ve sürekli soru sormayı ayıplamıştır. Başkasının ise bir adet koyma hakkı yoktur. İnsan sünnet ve farzları kullanmakla vaktini geçirse, hiç kuşkusuz, vakitleri yetmez ve adet koymaya vakit bulamazdı. Yazık! İnsan başkasını yöneteceğim diye kendini yönetmekten perdelenmiştir! Okumaya devam et

Hz. Aişe Ve Hz. Hafsa’nın Dayandıkları Güç…

 

116603

 

Bilmelisin ki, menzillerin menzili, Arş’tan en aşağıdaki toprağa kadar dünya âleminde ortaya çıkan bütün menzilleri içeren menzildir. O ‘apaçık imam’ diye isimlendirilen şeydir. Allah onun hakkında şöyle buyurur: ‘Her şeyi apaçık imamda saydık.’[i] ‘Saydık’ ifadesi, ona konulan şeylerin sonlu bilgiler olduğunu gösterir. Böylece şunu düşündük: Acaba onların sayısı herhangi bir kimse için sınırlanabilir mi? Bu bilgiler sonlu olsa bile sınırlamanın dışındadırlar. Çünkü ‘apaçık imam’da Allah’ın âlemi yarattığı günden dünya hayatının sona erip hayatın ahirete göçeceği zamana kadar var olacak her şey bulunur. Okumaya devam et

Ramazan Ayı Namazı

 

teravih

Hz. Peygamberin şöyle buyurduğu rivayet edilir: ‘İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan ayını geçirenin geçmiş günahları affedilir.’ Ramazan’ın namazı teşvik edilmiştir ve ‘teravih’ diye isimlendirilmiştir. Başka bir adı ise ikişer rekâtlarla kılındığı için ‘işfa’ (çiftleme)’ namazıdır. Alimler, Ramazan’da insanların kılacakları rekâtların sayısı hakkında görüş ayrılığına düşmüştür: Acaba en uygun sayı hangisidir? Çünkü bu konuda kesin bir ifade yoktur. Bazı alimler, vitir namazının dışında yirmi rekâtı benimsemiş, bazı alimler ise otuz altı rekâtı uygun görmüştür. Vitir de üç rekâttır. İlk neslin benimsemiş olduğu bu düşünce, geçmiş uygulamadır. Benim bu konudaki görüşüm, bir sınırlamanın olamayacağıdır. Sınırlama olacaksa, o da Hz. Peygamber’e uymaktan kaynaklanır. Hz. Peygamber’in ne Ramazan’da ve ne başka bir zamanda on üç rekâta hiçbir şey eklemediği sabittir. Fakat Hz. Peygamber, namazı uzunca ve güzelce kılardı. İşte Ramazan nafilesini kılmak ile Peygamberin sünnetine uymayı birleştirmek için benim tercih ettiğim görüş budur. Hz. Peygamber şöyle buyurur: ‘Sizin için Allah’ın peygamberinde güzel örnek vardır.’[i] Okumaya devam et