Fatiha Suresinden ‘Âlemlerin Rabbi Rahman ve Rahîm’ Ayetleri

Allah âlemlerin Rabbi derken bizde ve kalplerimizde Rablik mertebesini yerleştirmiştir. Bu arifin makamı ve nefsin ayağının derinleşme mertebesidir. Burası sıfat mahallidir. Çünkü lillahi, kaynağı itibarıyla yüce, müşahede yeri bakımından ise zata dayanan bir ifadedir. Bunun ardından âlemlerin Rabbi demiştir. Yani onları terbiye eden ve besleyen Rab… Âlemler ise Allah’ın dışındaki her şeydir. Terbiye iki kısma…

Namazda Elleri Bağlamak

Bilginler, namazda elleri bağlama hususunda görüş ayrılığına düşmüştür. Bazı bilginler onu farz namazlarda mekruh, nafile namazlarda caiz görmüştür. Bazı bilginler ise, onun namazın sünnetlerinden olduğunu ileri sürmüştür. Hz. Peygamber’in namazda ellerini bağladığı rivayet edildiği gibi namazının niteliğinden söz edilirken bunu yapmadığı da rivayet edilir. İnsanlara ellerini bağlamalarının emredildiği de sabittir.

Fütuhat-ı Mekkiyye Çevirisinde ki Bir hatanın düzeltilmesi hakkında

  Fütühat- Mekkiyye ‘de İbn Arabi Hz. nin Farabi’yi ehli küfürden saydığını gösteren metnin yanlış çevrildiğini tesbit etmiş bulunuyoruz.. Yazarın kendi el yazması nüshasından ilgili yeri bulduk ve aşağıya koyduk. Sol sayfanın sol satırına bakılırsa ifade tercümelerde yer aldığı gibi “ehlel küfr” değil “ehlel fikr” olarak geçmektedir. Yayınevi olarak tercümemizde bu bölüm için müellif nüshası…

Sezgi Nedir?

      Sezgi (hadis), duyanın duyduğundan -Rabbi vasıtasıyla değil- kendiliğiyle algıladığı şeydir. İşte bu, -başka bir şey değil- ilhamdır. Onu Rabbi vasıtasıyla duyarsa, bu ‘hadis’ olmaz. Burada ‘Rabbi vasıtasıyla duydu’ sözü, Allah’ın ‘Ben onun kendisiyle duyduğu kulağı olurum’ ifadesine işaret eder. Bilmelisin ki Allah Teala’nın Semî’ (duyan) diye nitelenmesi, O’nun aynıdır, ilave bir durum değildir….

Tasavvufi Eserlere Nâmahrem Bakmasın

    Günümüzde faal olan yayınevlerinin birçoğu tasavvufla alakalı bir eser mutlaka neşretmiştir. Bir konuşma esnasında tasavvufî metinlerin bu kadar dolaşımda olmasının modern zamanla ilintili olduğunu ifade etmiştim. Türkiye’de kitap basan yayıncıların en tasavvufa mesafelisinin bile, İslam’ın manevi boyutu olan bu öğretinin dayandığı en önemli isimlerden biri olan Hasan-ı Basri’nin konuşmalarının derlendiği bir kitap neşretmesi,…

Abdülbaki GÖLPINARLI Eleştirisi ve Tasavvuf Üzerine…

Tasavvuf nasıl bir ‘yol’dur Efendim? Tasavvuf, bir bilgi değil bir düşünce tarzıdır, bir metottur. O yolu o usûlü takip ederek başka hiçbir yoldan edinemeyeceğiniz bilgilere ulaşırsınız. Nasıl bir yoldur bu yol?  Geçici, değişken olandan ziyâde, özde yatan kalıcı esasların araştırılmasına yönelik bir yaklaşımdır. Bu düşünce tarzı tarihî süreç içerisinde kendisine bağlı bir kültür, sanat, bilim…

Allah’ın Mekri (Aldatması)

    Akıllı aklında aldatılır Aldatan farkına varmadan Onun tuzağı kendisine dönmüştür Akıllı ve zeki bunu bilmez Tuzağından emin olmak isteyen kimse Zâhir ve Bâtını elde eder Şeriatından mizanı gerçekleştirir Kazanan ve kaybedeni de bilir

Yavuz Sultan Selim’in Hocası Muftîyu’s Sekaleyn Mevlâna İbn-Kemâl (k.s.) Efendi’nin İbn-i Arabî Fetvası

    Muftîyu’s sekaleyn ibn-i Kemâl namıyla anılan ve bu isimle şöhret olan Mısır fatihi Padişah Yavuz Sultan Selim’in hocası aynı zamanda da Kanuni ve Yavuz devrinin tanınmış şeyhu’lislamlarında Mevlâna İbn-Kemâl (k.s.) efendinin bu mev-zuyla ilgili olarak yayınlanmış bir fetvası Şeyh Ahmed Hamdî al-Kadirî (k.s.) telif  etmiş olduğu “Kitab-ul Burhan Al-Azhar Manâkıb eş-Şeyh el-Ek-ber” Arapça…

‘Kâfirlerin Cehennem’de Cezalarını Çektikden Sonra,Azab Olan Şeylerin Onlar İçin (Uzb) Tatlılık Haline Dönüşmesi’Hakkında

Fütûhât’ta,  İsmail ve Eyyüp Fasslarinda şöyle denilmektedir: “Kâfirler her ne kadar ateşten çıkmazlarsa da netice itibâriyle cehennem azabı onlar için “uzb” (tatlılık) olur. Cennettekiler  nimetlerden zevk alırken onlar da cehennem azabı ve kaynar sudan lezzet alırlar’’1 Bu görüşlerde apaçık küfür vardır.2 İtirazın Cevabı

Sünnete göre nafilenin rekâtları şunlardır:

    Nafile namaza başlamak seçime bağlı olduğu için onun rekâtlarının sayısı da -bir sınırlama olmaksızın- serbesttir. Bu konuda şeriattan bir yasak gelmediği gibi Hz. Peygamberin belirli bir rekâtla sınırlaması şeklinde bir emir de gelmemiştir. Sünnete uymak, daha iyi ve daha doğrudur. Rekâtları serbestçe belirlemeyi onaylasak bile, ‘hayırlı olmak’ koşuluyla bir (müçtehit tarafından ortaya konmuş)…

Top