Rüya Ve Rüya Tabiri Hakkında….

Fütûhât-ı Mekkiyye’nin 188. babında Şeyh-i Ekber:Bir müslimin rüyasını onu başkasına haber vermedikçe talih kuşunun ayağına takılıdır. Birisine anlattığı zaman (kuşun ayağından ayrılır) düşer.

Sahih hadis hakkında şu îzahta bulunur:

‘Bil ki Hak Teâlâ Hazretleri rüyaya müvekkel ve ruh denilen bir melek yaratmıştır. Bu melek dünya göğünün altında durur. Elinde bütün cesetlerin suretleri vardır. Uykuda bulunan herkes kendisini veya başkasını bu suretlerde idrâk eder.

Aynı zamanda rüya meleğinin elinde madde ve mânâ alemindeki oluşlardan haber veren şeylerin suretleri de vardır. Bir insan uyuduğu yahut kendisini kaybettiği veya bir fânilik hâline girdiği, yahut da kuvvetli bir idrâke sahip bulunduğu zaman onu uyanık hâlindeki mahsûsât (beş duyu organıyla his ve idrak ettiği şeyler) rüya meleğinin elindeki suretleri idrâke mâni olmaz. O gece (hâiz olduğu manevî kuvvetle) uyuyanın rüyasında gördüğü şeyleri aynıyla uyanık hâlinde idrak eder. Zira (ruh denilen) insanî latîfe bütün kuvvetleriyle his ve müşahede âleminden yeri dimağın ön tarafı olan bitişik hayâl âlemine intikal eder. Bu suretle, suretlere, şekillere müvekkel olan o ruh, munfasıl hayâl âleminden bitişik hayâle Hak Teâlâ’mn izin verdiği şeyleri o uyura yahut gaibe veya fâniye idrak edilebilecek mânâları cisim ve cesetlenmiş (şekil ve timsaline bürünmüş) ve benzeri bir halde verir, akıtır. O da hakkı ve hakikati bu surette görür.

Şeyh-i Ekber, bu konuyu iyice uzattıktan sonra şunları söylemektedir:

Anlaşıldı ki rüya yoran herkes o rüyayı nakledenden evvela kendi hayâlinde tasavvur edinceye kadar tabir edemez. Bu suretle rüyayı anlatanın hayâlinde hâsıl olan suret bulunduğu mahalden hadîs-i nefsî/gönül sözü yahut şeytanın keder verici bir ilkâsı olarak o rüyayı yorumlayanın hayâline intikal eder. Sonra Hak Teâlâ bir kimseye bir rüya göstermek istediğinde rüya sahibi için gördüğü rüyasında rüyanın gerektirdiği şeylerin mahiyetine göre hayır veya serden bir nasîb halkeder. Yalnız bu nasibi Hak Teâlâ Hazretleri bir kuş şeklinde tasvir eyler ki aslında kuş suretinde bir melektir.

Nasıl ki hayırlı amellerden de Cenâb-ı Hakk meleklik, ruhânîlik, misal âlemine mahsûs olan cisim ve cesetlerde şekil ve suretleri yaratıyor. Hak Teâlâ rüyayı, rüya meleğini kuş şeklinde yaratmıştır. Zira (Arapça’da;) ‘Onun nasibi (hissesi, bir şeydeki payı) böylelikle uçtu’ denir. (Buradaki) kuş da, haz (hisse, nasîb) demektir. Hak Teâlâ; ‘Talih kuşunuz sizinle beraberdir,’ dedi. ‘Hayır ve serden hisseniz nasibiniz sizinledir,’ demektir.-Rüyayı bu kuşun ayağına asılmış olarak bırakmıştır ki, rüya bu kuşun kendisidir. Rüya yorulunca yorumlanan şey için oradan düşer. Düştüğü zaman kuş yok olur. Zira kuş rüyanın aynıdır.

Rüyanın (tabirine) düşmesi ile bittabi kuş yok olacak, his (müşahede) âleminde rüyanın üzerine çıktığı hâle te’vil ve tabire göre şekil ve suret alacak, ve binnetîce rüyanın sureti başkasına değil, hâlin aynına dönecektir. O hâl ya bir araz (sıfat) veya bir cevher (madde) yahut bir velilik veya sâireden bir nisbet olsun, hepsi de o rüyanın suretinin ve o kuşun aynıdır. Bu halet ondan yaratılmıştır. Bu halet cisim araz veya nisbet olsa da o suret muhakkaktır. Nasıl ki Hz. Âdem topraktan, biz de değersiz ve hakir bir sudan yaratılmış bulunuyoruz.”

Şeyh-i Ekber, bu bahse ait sözü uzatmış ve sonra da şunları söylemiştir:

“Hakîkaten Resûl-ü Ekrem Efendimiz sabahları ashabıyla buluştukları zaman onlara; ‘İçinizden biriniz bir rüya gördü mü?’ diye sorar ve; ‘Rüya peygamberliğin bir parçasıdır, zira vahyin başlangıcıdır,’ derdi.

Efendimiz Hazretleri ümmetine rüyayı (nübüvveti) isbat etmesini severdi. Halbuki insanlar Resûl-i Ekrem’in önem verdiği ve her gün sorduğu rüyanın bu mertebesinden son derece bilgisizlik içinde idi. O zamanki câhiller, uykuda .yahut gayb ve fena hâlinde olmuş bir işi işittikleri zaman bu habere karşı baş kaldırmazlar, doğrulup bakmazlardı (önem vermezlerdi). Ve; ‘Şu adamlar, uyku ve rüyalarla iyi, sâlih zâtların ulaştıkları derecelere ulaşmak istiyorlar,’ derler, güzel bir rüya görüp ona inanmış olanlarla alay ederlerdi. Bu, rüyanın makamını bilmemektir. Sen bil ki, rüyanın mahalli neş’et-i unsuriyye/maddî âlemdeki tabiî elemanların çıkış ve oluşudur. Melek için rüya yoktur. (Melekler rüya görmez. Çünkü onlar uyumazlar). Zira rüyanın yeri hassaten ay âleminin dünyayı saran kubbesinin içe dönük tarafının altıdır. (Ayın dünya etrafında dönerken çizdiği yörüngenin diğer bir deyimle ayın medarının yayma yakın yerlerdir).

Eğer bir kimse bir rüya mekânından dışarı çıkabilseydi, artık ondan sonra bir tek rüya görmezdi. Zira onda uyku hâli durmayacak, uyumayacaktı.”

Hz. Şeyh bu konuda bir hayli izahta bulunmuştur.

363. babında rüya ile mübeşşirât arasındaki farkı izahla neticede: Rüya umûmîdir. Mübeşşirât husûsîdir. Zira insan bazen rüyasında kendi kafasından, gönlünden geçenleri; şeytanın oynayacağı, sevindireceği ve kederlendireceği şeyleri de görür. Eğer rüyada görülen şeylere dâir onu görenler veya gösterilenlerin nefislerinde bir eser olmasaydı, şeriat kurucusu Hz. Peygamber, bu biçim rüyalara ait korku ve endişeleri giderecek (bir tedbir ve teselli) tâyin buyurmazdı. Halbuki Resûl-i Ekrem korkulu, sıkıntılı, bağırıp çağırtıcı rüya görenlerin (heyacan ile uyandığı zaman derhal) sol tarafına üç kere (hafifçe) tükürüp gördüğü rüyanın şerrinden Allah’a sığınmasını, uykada iken yattığı taraftan diğer tarafa dönmesini emir buyurmuştur. Böyle yapınca o rüyadan kendisine bir zarar gelmeyeceği ve bir yandan diğer yana dönmekle rüyasının zararlı halden çıkarak kendisi gibi yön değiştireceği anlatılmak istenilmiştir.

Bu hareket tıpkı yağmur duası yaparken insanın, üzerindeki cübbe, palto veya ceketinin yönünü değiştirmesine (dış yüzünü iç yüzüne getirmesine) benzer.

Bu suretle; ‘Hak Teâlâ Hazretleri kıtlığı bolluğa, pahalılığı ucuzluğa döndürür,’ demiştir. Allah bilir.

Kibrît-i Ahmer  Abdulvehhâb  Eş- ŞA’RANİ  Sayfa: 133-135
İzmir İlâhiyat Vakfı Yayınları

About these ads

Mustafa AKSU hakkında

m_aksu@hotmail.com.tr
Bu yazı Fütûhatı Mekkiyye'den Seçmeler içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s