baba

Âdem Kelimesindeki İlahi Hikmet Fassından Bir Bölüm

 

 

İnsan âkil ve bâliğ oluncaya kadar bedeninin ve nefsinin aslı olan Arz’a, beşeri olgunluğa erişebilmesi için muhtaç kılınması ve ancak ondan rızıklanması dolayısı ile iştiyak ve muhabbetle bağlı kalır. Bu bağın saiki onda işleri  tedbir eden melekûttur. Beşeri olgunluk bu sayede derece derece tamamlandıkça, melekûtun Arz’a iştiyakı zayıflar. Arta kalan mahalde melekût için ruhanî ihtiyaçlara açlık ve iştiyak doğar. Böylece Hak, gelişme ve olgunluğunu tamamlayarak ruhanî istidadın doğmasına fırsat oluşturabilmesi için her insanın ömrünün evveline, yaratılarak içinden çıkarıldığı Arz’a muhtaçlık ve muhabbetin gereği olarak Mudil isminden merhametini indirmiştir. Bu merhamet büluğa kadar mühletlidir. Büluğ ile Mudil ismi rahmetten ayrılır. Zira artık ilâhî rahmet o mahal ve rahimde bir yandan Hâdi ismini gerekli kılarken, diğer yandan Mudil isminin tecellisini  kısan ibtila ve cezayı hak kılar.

Okumaya devam et

Hak ve Adem Üzerine…3

sonsuzluk_111232
Bilmelisin ki varlık insanın ilmine mazhar olmak bakımından birisi gayb ve diğeri şehadet olmak üzere iki âlemdir. Ve insan her anında bu gayb ve şehadet arasında bir zuhur penceresi gibidir. Gayb, insanın müşahedesinden henüz gizli, şehadet ise onun müşahedesine açılmış olanıdır. Bu tasnifte insanın yokluktan varlığa gelişi mesned alınmış, âlemler onun gaybından şehadetine bir bir açılırken, o da Hak’kın gaybından kendi şehadetine âlem âlem açılmıştır. İnsana kendi hakikatinin, Hak’kın gaybından şehadetine kendini biliş olarak açılışı da mertebelenmiş, kimisi kimisinden üstün kılınmıştır. Bunlar başlıca yedi mertebe olarak sayılmıştır. Görmez misin Hak sebül-mesaniyi Kur’an’ın kalbi nasıl kılmıştır. Onu kulu ile kendi arasında yedi ayet, her bir ayetini yedi ulu isminin mazharı, her bir ulu ismini de yedi nebiye hayat kılmıştır. Ve Arz’da onlara hayat bahşederken, semadan da onlara birer kat tahsis etmiştir. Şimdi insanlar yedi kısım olmuş ve yedi hayatla mertebelenmiştir. Başları ve kalpleri yedi ayrı semaya bağlanmıştır. Hak bütün bu hayatları, semalarından arzlarına kendi ulu isimleriyle nasıl sevk ve idare etmektedir. Zira “işlerin tümü O’ndandır. Mülk O’nundur ve hüküm ancak O’na aittir.”. Biz “O’ndan geldiğimiz gibi ancak O’na dönücüleriz.”. Ancak “O’nun bir şeyi dilemesi ona ol demesidir, oluverir.” Görmez misin?

Okumaya devam et

Hak ve Adem Üzerine – 2

hakikat

 

“El-hamdü lillahi rabbil alemîn” ne güzel sözdür. Ve güzel kılınmış olanların kutbunun dilinden, O mutlak güzelin kelamıyla nasıl da inmiştir. O kuluna, rububiyetinin tek melik olduğu mülkünü ve o mülkte ilmini yaydığı âlemlerini, âlemlerinde kusursuz yetkinlikle beliren ve onları bir birine her vesile ile meftun kılan hamdının mahsus olduğu ulûhiyetini nasıl bir göz ile müşahede ettirdi de, bu manaları toplayan o ruhun dilinden bu sözler döküldü. Bildiysen söyle, senin de rabbin kimdir, hamd nedir ve âlemler nasıl varlıklardır. Okumaya devam et