Namazda Sure Okumanın Tarzı – Fütühat-ı Mekkiyye-

sure

 

Namaz kılan kişi [musalli], kelimenin kökeni hakkında açıkladığımız gibi, ikincidir. Onun ikinci olması ise, gerçek bir durum değil, sadece imandaki tevhit tanıklığına göre gerçekleşmiş göreli bir durumdur. Öyleyse söz konusu olan imanın ikinciliğidir. Başka bir ifadeyle imanın iki noktada ortaya çıkmasıdır: şehâdet ve namazda. Nitekim imanı zekât ile birlikte üçleriz. Fakat daha fazlası yoktur. Bu nedenle Allah, imanda artışı zikretmiş ve şöyle buyurmuştur: ‘Onların imanını artırır.’[i] İman, tek bir hakikattir. Çokluk ise, onun mertebelerde gözükmesiyle ortaya çıkar. Sayıları ortaya çıkaran ve kendiliğinde çoğalmazken sayıları çoğaltan bir de böyledir. Bir sayı mertebesi birden yoksun ise, onun ne hükmü ne varlılığı kalabilir. Bunu görmüyor musunuz? Okumaya devam et

Fütühat-ı Mekkiyye – KIBLE

KIBKLE

Müslümanlar kıbleye, yani Kâbe’ye yönelmenin namazın geçerlilik şartlarından biri olduğunda görüş birliğine varmıştır. Bu konuda benden önce görüş birliği olmasaydı, kıbleye yönelmeyi bir şart olarak kabul etmezdim. Çünkü ‘Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır’[i] ayeti, Kâbe’ye yönelme emrinden sonra inmiştir ve bu ayet, hükmü kalkmamış muhkem (anlamı açık ve kesin) bir ayettir. Fakat Kâbe’ye yönelme['nin namazın geçerlilik şartı olması] hususunda görüş birliği gerçekleşmiştir. ‘Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır’[ii] ayetinin ise, kıbleyi bilmeyen şaşkınla ilgili olduğunda görüş birliğine varılmıştır. Söz konusu kişi, hiçbir görüş ayrılığı olmaksızın, kendi içtihadına göre kıble sandığı yere yönelerek namaz kılar. Kıldıktan sonra başka bir yöne yöneldiğini anlarsa, bu konuda görüş ayrılığı olsa bile, namazını tekrarlamaz. Bu durum, temizlenme imkânı bulamayan kimsenin durumundan farklıdır. Öyle bir insan hakkındaki görüş ayrılığı namaz kılıp kılamayacağıyla ilgilidir. Okumaya devam et

Ezanın Özellikleri

ezan-160

 

Ezanın dört özelliği vardır. Birincisi, tekbirlerin çift, kelime-i şehâdetlerin dört, diğerlerinin ise çift okunmasıdır. Bu özelliği kabul edenlerin bir kısmı, iki şehâdette ‘terci [nağmeli okuma]’ olduğunu düşünür. Şöyle ki: İki şehâdet, önce iki kere gizli okunur, sonra bir kez de yüksek sesle iki kere okunur. Bu ezan, Medinelilerin ezanıdır.

İkinci özellik, ilk tekbirin ve iki şehâdetin dört, diğer kısımların iki kez okunmasıdır. Bu ezan, Mekkelilerin ezanıdır. Üçüncüsü, birinci tekbirin dört, diğer kısımların iki kez okunmasıdır. Bu da, Kûfelilerin ezanıdır. Dördüncüsü, birinci tekbirin dört, iki şehâdetin üç, davetin (hayye ale’l) üç kez okunmasıdır. Ezan okuyan kişi, ‘haydin kurtuluşa [hayya ale’l-felah]’ kısmına ulaşıncaya kadar, şehâdet ile başlar. Ardından ikinci kez, sonra aynı şekilde üçüncü kez tekrarlar. Dört kelime, sıralı olarak üç kez okunur. Bu ise, Basralıların ezanıdır. Okumaya devam et

Sabah Namazının Vakti

sabah-ezani-kacta-okunur-1961

Bütün bilginler, sabah namazının vaktinin fecrin doğumu, vaktin sonunun ise güneşin doğumu olduğunda görüş birliğine varmış, en faziletli vaktinin hangisi olduğu üzerinde ise görüş ayrılığına düşmüştür. Kimi bilginler, en faziletli vaktin alacakaranlık olduğunu iddia ederken kimi bilginler, gecenin sonundaki karanlığın daha üstün olduğunu söylemiştir. Ben de, bu görüşteyim.

Meselenin bâtınî yorumu şudur:

Okumaya devam et

Yatsı Namazının Son Vakti

yatsı

 

 

Şeriat bilginleri, yatsı namazının vakti hususunda iki yerde görüş ayrılığına düşmüştür. Söz konusu iki yer, namazın ilk ve son vakitleridir. Bazı bilginler, yatsı namazının ilk vaktinin şafağın kızıllığının batması olduğunu söyler ki, ben de bu görüşteyim. Bazıları ise, yatsı namazının ilk vaktinin [şafaktaki] kızıllıktan sonra gözüken beyazlığın batma vakti olduğunu söyler. Şafak, iki tanedir ve o görüş ayrılığa yol açan şey de budur. İlk şafak, doğru şafaktır. Sonraki beyazlıkta ise -ki o ikinci şafaktır- kuşku vardır. Çünkü ikinci şafak, ‘kurdun kuyruğu’ gibi olan yalancı fecre benzeyebilir. Yalancı fecir, gecenin uzantısıdır ve Şari onu geceden saymıştır. Bu fecir göründüğünde, sabah namazı kılınamayacağı gibi oruç tutacak insan da yemekten men edilemez. Bununla birlikte söz konusu fecir, göründüğünde sabah namazının kılınabildiği ve oruç tutanın artık yemek yiyemeyeceği ‘açılmış fecre’ de benzeyebilir. Okumaya devam et

Akşam Namazının Vakti

 

akaşam

 

Şeriat bilginleri, akşam namazının vakti konusunda görüş ayrılığına düşmüştür: Acaba akşam namazının diğer vakitler gibi geniş [genişletilmiş] bir vakti var mıdır, yok mudur? Bazı bilginler, akşam namazının vaktinin geniş olmayan tek bir vakit olduğunu kabul etmiştir. Bazı bilginler ise, vaktinin genişletilmiş olduğunu kabul etmiştir. Bu vakit, güneşin batımından şafak batımı arasındaki süredir. Ben de, bu kanaatteyim.

Bu konudaki bâtınî yorum şudur: Bu konudaki görüş ayrılıklarının kaynağı, akşam namazının tek, tekin ise aslı bakımından bir olmasıdır. Bu nedenle, birlikteki ilişkiyi gözetmenin gereği olarak, akşam namazının tek vaktinin olması gerekir. Namazlar ilk kez farz kılındığında Cebrail Hz. Peygamber’e imamlık yaparken, akşam namazını iki günde aynı vakitte kıldığı rivayet edilir. Melek tekliğe ve birliğe insanlardan daha yakındır. Hz. Peygamber’in bildirdiği gibi, akşam namazı gündüz namazlarının vitridir [tek]. Bu ise, gece namazı vitrinin ilave edilmesinden önceydi. Hz. Peygamber, ‘Allah namazlarınıza namaz kattı’ buyurarak vitir namazını zikretmiştir: ‘Ey Kur’an ehli! Vitir namazını kılınız’ buyurur. Şari, vitir namazını farzlara benzetmiş ve kılınmasını emretmiştir. Bazı âlimler, vitri farzın aşağısında ve sünnetin üzerinde vacip bir namaz sayarak terk edenleri günahkâr kabul etmiştir. Bu insan meseleyi ne güzel incelemiş ve ne derin kavramıştır!

Hz. Peygamber Allah’ın geceleyin kılınan vitir namazını emredip onu içlerinde gündüzün vitir namazı olan akşam namazının bulunduğu farz namazlara eklediğini görünce, şöyle dedi: ‘Allah tektir, teki sever.’ Böylece, akşam namazı gündüzün vitir namazı olsa bile, vitir namazını gece namazının vitri diye sınırlayarak ‘Allah tektir ve teki sever’ dedi. Başka bir ifadeyle, Allah kendisinden dolayı teki sever. Bize ise, çift olalım diye, iki vitir namazını kılmayı emretti. Çünkü yaratılmış için teklik imkânsızdır. Allah şöyle buyurur: ‘Her şeyi çift yarattık.’[i] Mutlak birlik, sadece Allah’a gerekir.

Hz. Peygamber, ikileşmeyi kabul etmeyen teklik sırf kendisine özgü olsun diye, Allah’ın gündüzdeki vitir namazını çift yapmak üzere gecedeki vitir namazını emrettiğini görmüştür. Çünkü, gece namazının tekliği gündüz namazının tekliğini çift yaptığı gibi Hakkın tekliğini çift yapacak başka bir ilah yoktu. Bu durum ‘her şeyi çift yarattık’[ii] ayetinin hükmüne girer. Allah, biri diğerinin tekliğini çiftleştiren iki tek yarattı. Bu nedenle Hz. Peygamber vitir namazını nafile namazlara katmayıp ‘Allah namazınıza namaz kattı’ demiştir. Kastedilen, farzlardır. Ardından onları ümmetine emretmiştir.

Cebrail’in imamlığının ardından Hz. Peygamber’e namazın vakitleri sorulmuş, o da, iki gün insanlara namaz kıldırmıştır. Birinci gün vakitlerin başlangıçlarında namaz kıldırırken, ikinci gün içlerinde akşam namazının da bulunduğu beş vakit namazın son vakitlerinde namaz kıldırmıştır. Sonra soruyu soran sahabeye şöyle demiştir: ‘Vakit bu ikisinin [başlangıç ve son vakit] arasındaki süredir.’ Hz. Peygamber diğer namazlar gibi akşam namazı için de iki vakit belirlemiş ve onu -kendisi tek olsa bile- çift namazlara katmıştır. Akşam namazı, gece namazındaki vitri [tekliği] çift yapmak üzere tektir. Böylece akşam namazının vaktini de diğer namazlar gibi genişletmiştir. Bu rivayet, Cebrail’in peygambere imamlığından sonra olduğu için güvenilmesi gereken bir rivayettir. Dolayısıyla, rivayeti kabul etmek gerekir.

Sahabe, Hz. Peygamber’in davranışlarından en yeniyi ve sonu dikkate alırdı. Hz. Peygamber ‘namazları ilk vakitlerinde kılmaya koşardı’, doğru! Fakat bu durum, namazın başlama ve son vakti içeren iki vaktinin olmadığını göstermez. Peygamber bunu açıklamış ve tasrih etmiştir. Ona düşen, sadece tebliğ etmek ve açıklamaktır, o da görevini yerine getirmiştir. Allah, ona merhamet etsin ve esenlik versin. İşte bu ‘Hakka ve en doğru yola ulaştırır’ ayetinin yorumu ve değerlendirilmesidir.

 

[i]     ez-Zariyat 51/49.

[ii]    ez-Zariyat 51/49.

 

Fütühat-ı Mekkiyye- Ekrem DEMİRLİ- Litera Yayıncılık-c:3 Syf: 245

İkindi Namazının Vakti

ikindi

 

Şeriat bilginleri, öğle namazının son vaktiyle birlikte ikindi namazının başlangıç vakti ve ikindi namazının son vakti hakkında görüş ayrılığına düşmüştür. Bu meyanda bazı âlimler, ‘İkindi namazının vaktinin girmesi, bizzat öğle namazının çıkma vaktidir’ der. Bu vakit, her şeyin gölgesinin o şeyin bir katı olduğu vakittir. Bu görüşü benimseyenler ise, kendi aralarında görüş ayrılığına düşmüştür. Bazı bilginler, ‘bu vakit, iki namazla birlikte ortaktır ve onun ölçüsü kendisinde -mukim [yerleşik, yolculuk yapmayan] ise- dört rekât, yolcu ise iki rekât namaz kılmaktır’ demiştir. Bazı âlimler ise, öğle namazının çıkması, ‘şimdi ikindi namazının girmesi olan’ vakittir demiştir. Bu ise, bölünmeyen zamandır. Okumaya devam et

Öğle Namazının Vakti

Namaz-Kılmak-18

Allah şöyle buyurur: ‘Namaz müminler üzerine vakti belirlenmiş olarak farz kılındı.’[i] Başka bir ifadeyle ister genişletilmiş ister daraltılmış olsun, namaz belirli bir vakitte farz kılınmıştır. Çünkü vakit belirlidir ve ayette geçen mevkut kelimesi bunu zorunlu kılar. O halde, farz bir namazı kendisi için belirlenmiş vaktinin dışına çıkaran kimse -ki ister unutan, ister hatırlayan olsun aynıdır- onu asla kaza edemez ve borcunu ödemiş olmaz. Çünkü bu durumda kişi, farz namazı kılmamıştır. Çünkü vakit, o namazın sıhhat (geçerlilik) şartlarından biridir. Dolayısıyla, tövbe ettikten sonra nafile namazlarını artırmalıdır. Yoksa bize göre, namazın sıhhat şartı olan vakit çıktığı için, kaza kılması söz konusu değildir. Okumaya devam et

su

Suların Kısımları, Bilgilerin Kısımları

su

 

Bunu tam olarak öğrendikten sonra, bilmelisin ki, su iki kısma ayrılır. Biri, son derece duru ve arılıkta seyrelmiş, damıtılmış sudur. Bu, yağmur suyudur. Yağmur suyu, yoğun bulutlardan dönüşmüş bir sudur. Damıtma, kendisine ilişmiş olan yoğunluğu ortadan kaldırmıştır. Bu su, [simgesel olarak] şer’i-ledünni ilim demektir. Çünkü bu ilim riyazet, mücahede ve arınmadan meydana gelmiştir. Sen de onunla [su ve ilim] Rabbine münacat etmek için zatını temizle! Diğer su ise latiflikte bu dereceye ulaşmamış sudur. Bu kısım, nehir ve pınarların suyudur. Bu su, doğduğu ve üzerinden aktığı yere göre, [başka şeylerle] karışmış olarak ortaya çıkar ve bu nedenle tadı değişir: ‘Bir kısmı tatlı, bir kısmı acıdır.’ Bu kısım tatsız, tuzsuz, acı ve zehirdir. Okumaya devam et

HİCRET’in İMÂN’dan Olduğu Hakkında…

hicret

 

YİRMİ ÜÇÜNCÜ VASİYET

Ey Aziz!..

Bu vasiyet, HİCRET’in I MÂN dan olduğu hakkındadır.

Ey Dost!..

Küffar içinde ikâme etme HİCRET et!.. Okumaya devam et