Sezgi Nedir?

 

sufi1

 

Sezgi (hadis), duyanın duyduğundan -Rabbi vasıtasıyla değil- kendiliğiyle algıladığı şeydir. İşte bu, -başka bir şey değil- ilhamdır. Onu Rabbi vasıtasıyla duyarsa, bu ‘hadis’ olmaz. Burada ‘Rabbi vasıtasıyla duydu’ sözü, Allah’ın ‘Ben onun kendisiyle duyduğu kulağı olurum’ ifadesine işaret eder.

Bilmelisin ki Allah Teala’nın Semî’ (duyan) diye nitelenmesi, O’nun aynıdır, ilave bir durum değildir. Bunun açıklaması, her ilahi ismin bir kelam nispeti olmasıdır. İnsan, akıl ve duyuya göre, hallerin onun üzerinde değiştiği bir yerdir. Çünkü âleme göre bu nitelikte olan ulûhiyet, özü gereği bunu gerektirir. ‘Göklerde ve yerde olan herkes O’ndan ister. O her an bir iştedir.’ [i] O halde, oluştaki her hal, ilahi bir şe’n’dir (iş). İlahi bilgilerde, Allah’ın iki şahsa bir surette veya bir şahsa iki kez aynı surette tecelli etmeyeceği sabittir. Her tecellinin bir kelamı vardır. Bu kelam o tecelliden bu hale aittir ve ‘hadis (söz, ilham)’ diye isimlendirilir. Öyleyse hadis, süreklidir. Şu var ki, insanların bir kısmı onun hadis olduğunu anlarken bir kısmı bunu bilemez. Bunun yerine ‘bana şöyle şöyle bir şey ortaya çıktı’ der ve onun Hakkın kendisiyle iç konuşması olduğunu anlayamaz. Çünkü o, düşünce olmasına göre, Allah’tan anlamaktan mahrum kalmıştır. Okumaya devam et

Mahşer ve On Beş Durağı

indir

 

Sonra sağ ve sol elleriyle kitaplarını (amel defterlerini) almaya götürülürler. Bu esnada on beş durakta hesaba çekilirler. Her durak bin senedir. İlkinde sadakalardan ve Allah’ın mallarına farz kıldığı şeylerden sorguya çekilirler. Okumaya devam et

SIR

 

09.07.2012_09.15.58_953659-630x330

 

Sır mertebeleri tespittir, bir düşün!

O Bir’in sabitliğine delildir

Ferd (teklik) ile dışta varlığımız mümkün oldu

İster gaipte (ilahi bilgi) ister şahitte (dışta)

Hakikate işaret belirsizlik

O vecd sahibinin faniliğine delil

Hal onu talep eder

Zati olmayacak şekilde ondadır istenilen

Mütehassıs bilginde bilgi niteliği olursa

Onun hükmü yitiren gibi olur Okumaya devam et

El-Hâdî İlahi İsmi – Fütühat-ı Mekkiyye

EL-HADİ

 

 

Hidayet ve hüda mertebesi

Bütünü hidayet olan bir mertebe

Nuruyla beni terk etti

Senin halin, siyah bir renge çevirdi beni Okumaya devam et

Keramet ve Kerametin Terki – Peygamber Mucizelerinin Te’vili

ateş

 

Ayetleri (mucize) ve kerametleri izhar, iddiaları nedeniyle peygamberler için zorunlu iken peygambere uyan velinin onları gizlemesi vaciptir. İşte sûfilerin yolu budur. Çünkü veli bir iddiada bulunmadığı gibi iddiada (bulunması) da gerekmez, çünkü o, şeriat getiren biri değildir. Artık şeriat terazisi âlemde ortaya konulmuştur. Şekilci alimler ki onlar fetva verenlerdir Allah’ın dini hakkında o teraziye göre hüküm vermişlerdir. Onlar, cerh ve tadil ehlidir. Veli ise, yükümlü olmasını gerektiren aklı var iken ortaya konulmuş şeriat terazisinin dışına çıkarsa, hali kendisine bırakılır. Bunun nedeni, Rahman’ın nefesinde onun hakkındaki ihtimaldir. Bu bırakma da meşru terazide vardır. Şeriatın zâhirinde cezayı gerektiren ve hakim nezdinde sabit bir durum veliden ortaya çıkarsa, o ceza veliye uygulanır. Gerçekte onun için söz konusu olan ihtimal bu cezadan kendisini kurtaramaz. Bu ihtimal, başkalarına şeriatça yasaklanmış şeylerin mubah kılındığı ve kendilerini cezalandırmadığı kimselerden olması ihtimalidir. Fakat bu durum, ahiret hayatında böyledir. Allah Bedir savaşçıları hakkında (başkasına yasaklanmış) fiillerin onlara mubah olduğundan söz etmiştir. Bir rivayette de ‘Dilediğini yap, seni bağışladım’ buyurur. Halbuki ‘dünya hayatında senden cezayı kaldırdım’ dememiştir. Cezanın uygulandığı kişi, gerçekte günahkâr değil ise, sevap alır. Örnek olarak Hallac ve yolundan gidenleri verebiliriz. Okumaya devam et